Said Nursi Hazretleri, Hz. İsa (as)’ın şahsından ZAT, CİSM-İ BEŞERİ, ŞAHIS gibi sıfatlarla bahsederek onun şahsı manevi değil bir beşer, bir insan olduğunu çok açık, aleni ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde defalarca ifade etmiştir:
1) ... sema-i dünyada (gökler aleminde) cesediyle (insani bedeniyle) BULUNAN VE HAYATTA OLAN HAZRET-İ İSA, belki âlem-i âhiretin (ahiret aleminin) en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme (büyük bir son) için ONA YENİDEN CESET GİYDİRİP (bedeniyle) DÜNYAYA GÖNDERMEK O Hakîm'in hikmetinden uzak değil.. belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için va'detmiş ve va'dettiği için elbette gönderecek. (Mektubat, sf. 60, Mektubat, 15. Mektup, 56-57)
2) ... Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad (birleşmeleri) neticesinde, dinsizlik cereyanına (akımına) galebe edip (galip gelip) dağıtacak istidadında (kabiliyette) iken ALEM-İ SEMAVATTA (gökler aleminde) CİSM-İ BEŞERİSİYLE (insani cismiyle, bedeniyle) BULUNAN ŞAHS-I İSA ALEYHİSSELAM O DİN-İ HAK CEREYANININ (hak dinin) BAŞINA GEÇECEĞİNİ bir Muhbir-i Sadık (doğru haber aktaran -Peygamberimiz (sav)'in sıfatlarından biri-), bir Kadir-i Külli Şey’in (herşeye muktedir olan Yüce Allah’ın) vaadine istinad ederek (dayanarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem KADİR-İ KÜLLİ ŞEY (herşeye muktedir olan Yüce Allah) VA’DETMİŞ ELBETTE YAPACAKTIR... (Mektubat, On Beşinci Mektup, s. 53-54)
3) ...ancak hârika ve mu'cizatlı (mucizeler sahibi) ve umumun makbulü (umumun kabul ettiği) BİR ZAT olabilir ki: O ZAT, en ziyade alâkadar ve ekser (birçok) insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselâm'dır..... (Şualar, sf. 463)
4) Evet o hadîs-i şerifin ifadesiyle HAZRET-İ İSA'NIN SEMAVİ NUZULÜ (gökyüzünden inişi) kat'î (kesin) olmakla beraber... (Kastamonu Lahikası, sf. 80-82)
5) ... Hatta HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELAM’IN NUZULÜ (inişi) dahi ve KENDİSİ İSA ALEYHİSSELAM OLDUĞU, nur-u imanın (imanın ışığıyla) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” (Şualar, sf. 487)
6) ... HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELAM GELDİĞİ VAKİT, herkes onun HAKİKİ İSA olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı (derin imanlı yakın talebeleri), nur-u iman (imanın ışığı) ile ONU TANIR. Yoksa bedahet (birdenbire ve açıkça) derecesinde herkes onu tanımayacaktır... (Mektubat, sf. 60)
7) ... İSA ALEYHİSSELAM'I NUR-U İMAN İLE TANIYAN VE TABİ' OLAN cemaat-ı ruhaniye-i mücahidînin (ruhani mücahidler cemaatinin) kemmiyeti (sayısı)....(Şualar, sf. 464)
8) İşte bu sırr-ı azîme (büyük sırra), Hazret-i Peygamber (A.S.M.) işaret etmiştir ki: HAZRET-İ İSA GELECEK, ÜMMETİMDEN OLACAK; aynı şeriatımla amel edecektir. (Sünuhat-tuluat-işârât, sf. 59)
9) ...bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın RİSAYETİ (LİDERLİĞİ) ALTINDA öldürecek (yok edecek)...(Mektubat, sf. 441)
10) Hattâ "HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELAM GELİR. Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder, TABİ' OLUR." diye rivayeti, bu ittifaka (birleşmeye) ve hakikat-ı Kur'aniyenin metbuiyetine (Kur'an hakikatlerine uyulmasına, tabi olunmasına) ve hâkimiyetine işaret eder. (Şualar, sf. 587)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder